Fenerbahçemizin 112. yaşı ve Atamızın ziyaretinin 101. yıl dönümü kutlandı

Kulübümüzün kuruluşunun 112. ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Fenerbahçe Spor Kulübü’nü ziyaret edişinin 101. yıl dönümleri, Fenerbahçe Dereağzı Lefter Küküçandonyadis Tesisleri’nde düzenlenen bir törenle kutlandı.

 

Törene Yüksek Divan Kurulu Başkanımız Vefa Küçük, Başkanımız Ali Koç, yönetim kurulu ve kongre üyelerimiz, eski sporcularımız, kulüp çalışanları, Fenerbahçe Koleji öğretmen, öğrencileri, altyapı sporcularımız ve aileleri katıldı.

 

Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, şehitlerimiz ve ebediyete intikal eden üyelerimiz için yapılan saygı duruşu ve hep bir ağızdan İstiklal Marşımızın okunmasıyla başlayan törende sırasıyla Yüksek Divan Kurulu Başkanımız Vefa Küçük ve Genel Sekreterimiz Sevil Zeynep Becan birer konuşma yaptı.

 

Yüksek Divan Kurulu Başkanımız Vefa Küçük: Fenerbahçemizin kuruluşuyla, Atatürk’ün kulübümüze ziyaretiyle her zaman iftihar ettik

 

Kulübümüzün tarihiyle ilgili önemli bilgiler veren Vefa Küçük, “Sayın Kulüp Başkanım, sevgili yönetici arkadaşlarım, kulübümüzde spor yapmış, bu formaları terletmiş değerli eski sporcularımız, Fenerbahçe üyeleri, Fenerbahçe gönüldaşları ve Fenerbahçe Koleji’nden aramıza bu tören için katılan değerli evlatlarımız… Bugün iki bayramı bir arada kutlamak için buradayız. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in 3 Mayıs 1918’deki Kulübümüzü ziyaretinin üzerinden 101 yıl geçti. 3 Mayıs 1907 yılında kulübümüzü kurmuştuk. Onun üzerinden de 112 yıl geçti. Her iki güzel olayı bugün burada yad edeceğiz. Fenerbahçe Kulübü’nün kuruluşu resmi olarak 1907 olsa dahi kulübümüzün mazisi daha eskiye, 1890’lı yıllara kadar giderek temelleri atılmıştır. O günkü şartlarla Siyah Çoraplılar adı altında Moda’da ve Kuşdili çayırı etrafında ikamet eden gençler bir araya gelip futbol oynamaya başlamışlar ve kulübümüzün ilk düğmesi o zaman başlamış oldu. Daha sonra Kadıköy kulübü kuruldu ama resmi olarak Fenerbahçemiz 1907 tarihinde 5 kurucu tarafından resmi olarak kuruldu. 5 kurucumuzun dışında o günün çoğunluğu gençler olan 30 tane kurucumuz var ama biz hem tüzüğümüzde hem de bu törenlerde ilk 5 kurucuyu yad ederiz. Bunların birincisi Ziya Songülen’dir. Kulübümüzün ilk kulüp başkanıdır. İkincisi Ayetullah Beydir. Onun soyadı yoktur çünkü 1919 yılında vefat ettiği için henüz soyadı kanunu çıkmamıştı. O yüzden onu Ayetullah Bey diye anarız. Necip Okaner kurucularımızdan. Bu ilk 3 isim ilk yönetim kuruludur. Ziya Songülen başkan, Ayetullah Bey sekreter, Necip Okaner de umumi kaptan ve muhasebe görevini yapmıştır. Dördüncü kurucumuz Asaf Beşpınar’dır, beşinci kurucumuz da Enver Yetiker’dir. Enver Yetiker Saint-Joseph Lisesi’nin o zamanki Türkçe öğretmeniydi ve bu gençleri bir baba bir öğretmen bir ağabey sıfatıyla bir arada tutan en önemli kişilerin başında gelir. Diğer 25 kişi tarihi kayıtlarımızda isim olarak vardır ama tüzüğümüzde az önce de söylediğim gibi bu 5 kişinin ismi geçer.

 

Ziya Songülen’in mezarı Rumeli Hisarı’ndanır, Aşiyan’dadır. Bir dönem önceki başkanımız, yönetimimiz o mezarı yeniden yaptırmıştır. Kulübümüzün kurucusuna layık bir mezar orada durmaktadır ve bizlerin duasıyla da rahmetli orada rahat uyumaktadır.

 

Fenerbahçe’nin bu kuruluşundan sonraki dönemlerde içinde bulunduğumuz siyasi olaylar, İstanbul’un işgali gibi nedenler spor yapmamızı ve serbestçe hareket etmemizi önlemiştir. Daha sonraki kısa dönem başkanlarımız olmuştur Tevfik Taşçı gibi ve daha sonra da Hamit Hüsnü Kayacan başkanlık yapmıştır. Hamit Hüsnü de görevini Sabri Toprak’a devretmiştir. Sabri Toprak kulübümüzde anıldığı zaman hem başarılarla hem de üzüntülerle dolu bir hayat geçirdiği ortaya çıkar. Kendisi Atatürk’ün de yakın arkadaşıdır. Atatürk, ziyaretine başkan Sabri Toprak’la birlikte gelmiştir. Sabri Toprak’ın döneminde Kurtuluş Savaşı’nda kulübümüzün katkıları büyük olmuştur. Onun başkanlığı döneminde bu sahillerden İzmit’e silahlar gönderilmiştir. Bu silahların gönderildiği o günkü rejim tarafından tespit edildikten sonra Sabri Toprak 1,5 yıl Malta Adası’na sürgüne ve hapse gönderilmiştir. Sabri Toprak Cumhuriyet’in ilanından sonra da o günkü tabiriyle Ziraat Bakanlığı yapmıştır. Fenerbahçe’nin tarihinde sürgüne giden, cezaevine giden ilk insan Sabri Toprak olmakla birlikte daha sonraki dönemlerde Demokrat Parti’den milletvekili olan ve kulübümüzde başkanlık yapan Osman Kavrakoğlu, Medeni Berk ve Agah Erozan, 1960 ihtilalinden sonra Yassı Ada’da hapse alınmışlardır. 3 Temmuz 2011 yılında da kulüp başkanımız Sayın Aziz Yıldırım, FETÖ kumpasıyla karşı karşıya kalan kulübümüzün başkanı olarak bazı yönetim kurulu üyesi ve çalışan arkadaşlarımızla birlikte cezaevine konulmuştur.

 

Bu tabloya baktığımızda kulübümüz hiç rahat bırakılmamıştır. Kulübümüzün dinamiklerini hiçbir zaman serbest bırakmamışlardır. Kulübümüz bunca zorluklara rağmen başarıdan başarıya koşarak Türk sporunun önder kulübü haline gelmiştir.

 

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 3 Mayıs 1918 yılında yakın arkadaşı ve o gece de evinde kaldığı kulübümüzün başkanı Sabri Toprak’la beraber kulübümüzü ziyarete gelmiştir. Kulübümüzde bir önceki başkan Hamdi Hüsnü Kayacan ve Elkatipzade Mustafa Bey Atatürk’ü karşılamıştır.

 

Atatürk hatıra defterine o zamanın Türkçesiyle şunları yazmıştır;

 

‘Fenerbahçe Kulübü’nün her tarafa mazhar-i takdir olmuş bulunan asari mesaisini işitmiş ve bu Kulübü ziyaret ve erbab-i himmeti tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifası ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdirat ve tebrikatimi buraya kayd ile mübahiyim.’

 

Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyetimizin kurucusu olduğu için bugün 82 milyonun Atatürk’üdür, bütün spor kulüplerinin Atatürk’üdür. Ancak bizim gerçekten Atatürk’ün kulübü olmamızın hem bu hatıra defterine yazdığı sözle hem de daha sonraki icraatlarıyla kulübümüze olan ilgisi ve sevgisi ispat edilmiştir.

 

5 Haziran 1932 yılında kulübümüz yandığı zaman ilk yardım yapan, İş Bankası vasıtasıyla 500 Lira kulübümüze destek veren sevgili Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmuştur. Fenerbahçeliliğini gösteren başka olaylarda vardır. Biz hatıra defterimizdeki o veciz sözleriyle ve kendi el yazısıyla olan hatırasını Atatürk’ün Fenerbahçeliliğinin kanıtı olarak gösteririz. Bu defter 1932 yılında kulübümüz yandığı zaman 150 madalyamızla beraber kaybolmuştu. Bütün Fenerbahçeliler bu defterin yandığını zannederek çok büyük üzüntü taşımıştı ama bu defter 12 sene sonra 1944 yılında gazeteci Kemal Onar’ın masasına bırakılmıştır. Bugün müzemizde yer alan defter o defterdir.

 

Biz Fenerbahçemizin kuruluşuyla, Atatürk’ün kulübümüze ziyaretiyle her zaman iftihar ettik. İnşallah bundan sonra da Cumhuriyetimiz ve kulübümüz var olduğu müddetçe iftihar edeceğiz.” dedi.

 

Genel Sekreterimiz Sevil Zeynep Becan: Atatürk’ün izinde, Atamızın yolundaki Fenerbahçemiz sonsuza dek var olsun, sonsuz olsun…

 

Ardından kürsüye gelen Genel Sekreterimiz Sevil Zeynep Becan, “Bugün, kulübümüz ve tüm Fenerbahçeliler için çok kıymetli bir gün. Bu anlamlı günde hep birlikte yöneticilerimiz, sporcularımız, üyelerimiz, büyük Fenerbahçe ailesi olarak Fenerbahçemizin çatısı altında bir aradayız. Hepiniz hoş geldiniz.

 

Fenerbahçe’mizin Atatürk’e bağlılığının bir nişanesi olan bugünü, aynı zamanda kulübümüzün kuruluşu kabul etmenin gururunu da bir kez daha yaşıyor, hissediyoruz.

 

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 3 Mayıs 1918 günü ülkemiz işgal güçlerine karşı zor durumda ve İstanbul işgal altındayken kulübümüzü ziyaret etmiş ve Fenerbahçemizi övgü dolu sözleriyle onurlandırmıştı.

 

Her bir Fenerbahçeli için eşsiz bir gurur kaynağı olan bu ziyaretin 101., kulübümüzün kuruluşunun ise 112. yıldönümü kutlu olsun. Atatürk’ün izinde, Atamızın yolundaki Fenerbahçemiz sonsuza dek var olsun, sonsuz olsun…

 

Biz, gücünü Atatürk sevgisiyle dolu gurur dolu tarihinden alan bir camiayız. Kulübümüz zorlu bir dönemlerden geçmektedir ancak bizler azim, cesaret ve tabi ki sahip olduğumuz Fenerbahçe sevgimizle iyi günde olduğu gibi zor günlerde de birbirimize destek olarak tüm zorlukları geride bırakacağız. Nice güzel 3 Mayıs’lar diliyor, hepinizi sevgi ile selamlıyorum.” diye konuştu.

 

Fenerbahçe Spor Kulübü Tarih, Müze ve Arşiv Kurulu Başkanı Selman Arınç, Ulu Önderimiz Atatürk ile ilgili bir şiir okurken, Yönetim Kurulu Üyemiz Turhan Şahin günün anlam ve önemini anlattı.

 

Yönetim Kurulu Üyemiz Turhan Şahin Atamızın Kulübümüzü ziyaretiyle ilgili bilgiler verdi

 

Bu özel günde bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Turhan Şahin, “Kulübümüzün bu çok anlamlı ve gurur gününde bizlerle beraber olduğunuz için hepinize teşekkür ediyor, hepinizi en içten ve samimi duygularla selamlıyorum. Bu mutlu gün hepimize kutlu olsun.

 

Bu vesileyle başta Atamız ve onun silah arkadaşlarını, şehitlerimizi, Kulübümüzün kurucularını ve Kulübümüze hizmet eden ve aramızdan ayrılan bütün Fenerbahçelileri rahmetle anıyor ve aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.  Ruhları şad mekanları cennet olsun” 

 

Atamızın 3 Mayıs 1918 tarihinde Kulübümüzü ziyareti her şeyden evvel bizleri son derece mutlu etmekte ve gururlandırmaktadır.  Ancak bu tarihi ziyareti bir ordu mensubunun sıradan bir ziyareti gibi kabul edemeyiz. Bu ziyaretin anlamı yıllar geçtikçe ve tarihi gerçekler ortaya çıktıkça çok daha iyi anlaşılmaktadır.

 

O yıllarda Dünya bir savaştan çıkmış, o savaşın sonunda maalesef ülkemiz ve yaşadığımız bu muhteşem şehir, işgal edilme eşiğine gelmiş.  Vatanımızın işgalini kesinlikle kabul etmeyen o dönemin şerefli ordu mensuplarından biri de Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal’dir. Aynı zamanda Mustafa Kemal Paşa Çanakkale savaşlarında Fenerbahçeli sporcularımızın gösterdiği kahramanlıkları ve Fenerbahçe Futbol Takımının işgal kuvvetleri takımlarına karşı kazanmış oldukları galibiyetleri çok iyi bilmektedir ve bu nedenle Fenerbahçe’yi yakından tanımak için kulübümüzü ziyaret etmeyi çok arzu etmektedir. Özellikle kuruluş tüzüğümüzün 2. maddesinde yer alan, ‘Kulübümüzün kuruluş amacı, vatanın gençlerini vatanın korunmasına ve askeri seferberliklere hazırlamaktır’ ibaresi Mustafa Kemal’i çok etkilemiştir. O nedenle Mustafa Kemal, çok ilgi duyduğu ve Milli Mücadelenin adeta bir kalesi olarak düşündüğü Kulübümüzü 3 Mayıs 1918’de Mirliva rütbesi sıfatıyla bugünkü gibi güzel bir bahar sabahında ziyaret etmiş. Biraz evvel Sayın Yüksek Divan Başkanımızın dile getirdiği ifadeleri sonsuza kadar da gurur duyacağımız ifadeleri Kulübümüzün hatıra defterine yazmıştır.

 

Atamızın Kulübümüzü ziyaretini 3 bölümde değerlendirmek gerekir.  İlk bölümde Atamızın o günün Kulüp Başkanı ve yakın dostu Sabri beye hitaben; “Hava çok güzel. Bahçeniz de çok güzel. Sahada gençler idman yapıyor. Hem onların idmanların seyredelim, hem de çayımızı, kahvemizi bu güzel bahçede içelim” der.

 

Daha sonra heyet Kulüp binamıza geçer. Atamız tarafından yapılan bu ziyaret daha sonraları anlaşılacağı üzere 2 saati aşkın bir süreyle çok önemli memleket meselelerinin konuşulduğu bir ziyaret olmuştur. Tarihçiler toplantının muhtemelen 1 sene sonra başlayacak olan kurtuluş mücadelemizde Fenerbahçemizin alacağı rolün konuşulduğu ve planlandığını söylerler. Nitekim daha sonra Kurtuluş Şavaşı’nda Kulübümüz sporcularının şu anda bulunduğumuz tarihi mekandan Anadolu’ya insan silah ve mühimmat kaçırması tarihçilerin bu iddialarını teyit etmektedir.

 

Ziyaretin üçüncü bölümü de Atamızın Kulübümüze veda ediş şeklidir. Atamız Kulüp ziyaretini tamamladıktan sonra o dönemin Kulüp Genel Sekreteri El Katipzade Mustafa Bey’e, “Mustafa Bey, çayımızı kahvemizi çok güzel bahçede içtik. Sporcularımızın idmanlarını da seyrettik. Kulüp binanızı, müzeniz de ziyaret ettik. Gerekli görüşmelerimizi de yaptık. Şimdi de biraz deniz havası alalım” diyerek, “Kürek şubemizin bir teknesiyle Moda’ya gidip oradan karaya çıkalım” der. Bizzat   El Katipzade Mustafa Efendi’nin kürek çektiği bir filika ile Kulübümüzden ayrılır. O sırada idman yapan bütün sporcularımız Kürek Şubemize ait olan ahşap iskelenin etrafında toplanmışlardır. Atamız sporcularımızı görünce bindiği kayıktan ayağa kalkar ve sporcularımıza el sallayarak ve onlara hitaben “Fenerbahçe’ye ebedi muvakfakiyetler diyerek Kulübümüze yaptığı tarihi ziyareti sonlandırır. Atatürk’ün Kulübümüzde bir filika ile ayrılmak istemesinde bazı tarihçiler Fenerbahçe’nin milli mücadele sırasında silah cephane ve adam kaçırmasındaki ön tespit ve incelemeleri olarak değerlendirirler.

 

Diğer taraftan 3 Temmuz kumpasından bu yana camiamızın duruşu ve son olarak Fener Ol kampanyamıza gösterdiğiniz ilgi ve alaka Kulübümüzün birlik ve beraberliğin dayanışmanın örneğidir.” şeklinde konuştu.

 

Konuşmaların ardından Fenerbahçe Koleji korosu şarkılar ve marşlar seslendirirken, öğrenciler şiirler okudu.

 

Törende son olarak Başkanımız Ali Koç konuştu.

 

Başkanımız Ali Koç: Gurur duydum

 

Öncelikle katılımcılara teşekkür eden Başkanımız, Atatürk’ün Fenerbahçe tarihindeki önemiyle ilgili yaptığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

 

“Sayın Vefa Küçük, Yüksek Divan Kurulu Başkanımız, bizim Cumhurbaşkanımız. Hep size danışıyoruz. Her ortamda yanımızdasınız. Sağ olun, var olun. Burada bugün Fenerbahçe Spor Kulübünü temsil eden her  kesimden insan var. En özelleri de çocuklarımız. Altyapıdan sporcularımız. En yaşlı kongre üyelerimize kadar herkes burada. Fenerbahçe’yi Fenerbahçe yapanlardan güzel bir potpori var. Her sene burada kutlamamızı yapıyoruz. Geçen sene çok özeldi. Anıtkabir ziyaretimiz oldu, başkanımız Aziz Yıldırım’ın liderliğinde.

 

Ve daha nice 3 Mayıslar diliyorum. Güzel bir tören oldu. Yönetim Kurulu Üyesi iken bu törene katılmıştım ama uzun zamandır katılamamıştım. Bugün katılmaktan bir kez daha iftihar ettim. Gurur duydum.  

 

Törenimize katılan herkese teşekkür ediyorum. Törenimizi renklendiren Vefa beyin konuşması ile başlayan çocuklarımızın marşları şiirleri, şarkıları; Paşalı Birol’a kadar herkese özellikle teşekkür etmek istiyorum. Vefa Bey neler yaşandığını çok güzel anlattı. Kendisi anlatırken gözlerimde canlandırılmış gibi hissettim. Hele o filakanın buradan ayrılışını. Turhan bey daha detaylı bir şekilde altını doldurdu. 3 ayrı şekilde anlattı. Daha önce dinlemiştim ama yine gurur duydum, iftihar ettim.

 

Söz konusu vatansa Fenerbahçe Spor Kulübü’nün tarihi büyük fedakarlıklar, bağlılıklar ve bunun örnekleri ile dolu. Bunu kimse tartışamaz. Aslında bugün burada bir kez daha gördüm ki, Fenerbahçe Spor Kulübü bir kulüpten çok daha ötesi, bir spor kulübünden çok daha fazlası. Bu vatan için spor faaliyetleri yürüten bir kulübünden çok daha fazlasını yaptığını da demin de anlatıldığı gibi çok daha fazlasıyla tarihin altın sayfalarına yazılı, kazılı durumda. Bugün şunu düşündüm. Rahmetli dedem Vehbi Koç şöyle derdi; “Allah bize dünyanın en güzel ülkesini vermiş. Kıymetini bilelim” Ona katılıyorum ama bizlerde şanslıyız ki Türkiye’nin en özel en güzel kulübünün fertleriyiz, mensuplarıyız, temsilcileriyiz. Ne kadar gurur duysak azdır.

 

Hakikaten Fenerbahçe Spor Kulübü çok farklı bir kulüp. Kültürüyle, değerleriyle, ilkeleriyle, temsil ettikleriyle, duruşuyla. Bunun da tarihin altın sayfalarında olması da çok önemli. Bu sadece biz burada dostlar alışverişte görülsünü anlatmıyoruz. Bunların hepsi kayıtlı.

 

Şimdi Atatürk, Atamız, Ulu Önderimiz, hangi takımı tutar? Vefa Bey ifade etti. Atamızın Fenerbahçe Spor Kulübü’ne  olan ilgisi pek çok anılarla hikayelerle, olaylarla ifade edebiliriz. Hatta kanıtlayabiliriz.

 

Vefa bey bazılarını anlattı, daha çokları da var. Ancak benim özellikle üstünde durduğum ve hep ifade ettiğim başka bir yaklaşım var bu konuya ve bunun yayıldığını görmek beni mutlu ediyor. Atatürk’ün aslında hangi takımı tuttuğu önemli değil, hangi takımın Atamızın yolunda yürüdüğünün önemli olduğunu düşünüyorum. Burada da Fenerbahçe’yi ayırt etmek mümkün çünkü o dönemlerde Atamızın hangi takımı tuttuğu, ilgi duyduğu hiç önemli değildi. Atamız ve arkadaşları vatanı kurtarmakla meşguldü. Ama Fenerbahçe’nin de bu vatan için neler yaptığını o da saygıyla karşılamıştı ki bu ziyaret gerçekleşti. Aslında Mustafa Kemal Atatürk’ün nasıl bir lider olduğu, neler ifade ettiği sadece ülkemizde değil, bütün dünya tarafından kabul edilmiş bir unsurdur, bir ideolojidir, bir liderlik örneğidir. Ancak ülke olarak enteresan bir dönemden geçiyoruz. Atamızın değerinin zayıflatılmaya çalışıldığı, iftiralara uğradığı, kıymetinin yeterince bilinmediği hatta dil uzatıldığı bir dönemden geçiyoruz. Üzücü. İnşallah bugünler sona erer. Fenerbahçe Spor Kulübü ve Atamız söz konusuysa bizim duruşumuz, anlayışımız, hareket biçimimiz, ilkelerimiz ve değer her zaman ortadadır. Bu sadece tenhada değil kalabalıkta da böyledir. O yüzden bunu ifade etme ihtiyacı duydum. Öncelikle koroyu yöneten hocamız Burcu Selçuk hanımefendiye teşekkür ediyorum. Sayın Önder Gider'i de müzik bölümü başkanı olarak tebrik etmeliyiz. Hepimiz pek çok çocuk korosu dinlemişizdir, benim de iki tane küçük çocuğum var. Ama bu kadar senkronize, koordineli, içten, gönülden, kalpten bir koroyu ilk defa görüyorum. Sizle gurur duydum, iftihar ettim. Bu da Fenerbahçe’nin bir spor kulübünden çok daha fazlası olduğunu ifade ediyor. Hepinize çok teşekkür ediyorum.”

 

Kulübümüzün tarihinde çok önemli bir yere sahip olan 3 Mayıs günü kutlaması; koronun, İzmir Marşını katılımcılarla birlikte seslendirmesiyle sona erdi.

 

Fotoğraflar Ahmet Hopyar
Kaynak: fenerbahce.org 



Yukarı